Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Büyük Vaad

En son yayınlar

MÜSLÜMANCA YAŞAMAK

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ NEDİR MÜSLÜMANI KAFİRDEN AYIRAN Elhamdulillah Müslümanız, fakat Müslümanlığın gereklerini yerine getiriyor muyuz? Televizyon kanallarında çıkan ahlak düşmanı, İslam'ın karşı olduğu ne kadar fiil varsa hepsini gözümüze sokarcasına teşhir eden dizileri, programları izlemiyor muyuz? Daha genel konuşalım, modern dünyada Müslümanca bir duruş mudur peşinde olduğumuz yoksa İslam'a zıt olan şeyleri birer birer sineye çekiyor, kabulleniyor hatta severek yapıyor muyuz? Maalesef ki bütün bu ahlaksızlıkları sineye çektik, birer birer sindirdik. Belli başlı günlerde ibadetimizi yapıyor, duamızı ediyoruz. Ve gecenin sabahında yalan söylemeye, faiz yemeye, ahlaksızlıkları görmezden gelmeye, bu bozuk ve kokuşmuş sistemi ciğerlerimize çekmeye devam ediyoruz. Genelevler -sahi, bunlara kim genelev ismini koydu? Fuhuşevi denseydi bunu kabul etmeyeceğimizi kim bildi de bu masum adla hazm ettirdi?- kumarhaneler bizim için yok edilmesi gereken mekânlar değil, h...

İslam ve Medeniyet

Sık sık karşılaşırız Müslüman olduğumuz için bize gerici diyen beşerlere. Şunu lakırdarlar: "21. yüzyıl modern bir çağ ve bu çağda bir dine inanmak ve bu din vesilesiyle bağlanmak (cemaat) gericiliktir." Sahiden öyle midir? "21.yüzyıl modern bir çağ" : Bir şeyin modern olması onun iyi olduğu anlamına gelir mi? Veya her yeni eskiden iyi ve uyulmaya daha layık mıdır? Hayır. İnsanlık tarihine baktığımızda durumun çoğu zaman bu yargıların zıddına ilerlediğini kavrıyoruz. Kötülük mütemadiyen gelişiyor: cinayetler, tecavüzler, savaşlar durmaksızın ilerliyor, yani medeniyet geriliyor. Yargıyı bir de put edinilen modern bilimin ellerine verelim. Aldığımız cevap yine menfi. Entropi yasası gereğince kainat sürekli yokluğa, varlığın zıddına (kötülüğe) ilerliyor. İnsanlığın aktığı yöne şuursuz akmak iradeyi yok saymaktır. Bu da insanların insan olmasının önündeki en büyük engellerdendir. Bizi hayvanattan ayıran irade ve akıldır. Niçin irademiz dışında vuku bulan, bugün dediğ...

Kendi Göğünde Tek Yıldız: Cemil Meriç

İrfan dünyamızın kıt olduğu bir asırda ülkemizin boğuk karanlığını devirmek için gözlerini feda etmekten çekinmeyen bir aydın, sağırlara duyurmak için gırtlağını patlatan, ızdıraplı bir vaiz: Cemil Meriç. Kendini “Yazar ve hocayım. Başlıca işim düşünmek ve düşündüklerimi cemiyete sunmaktır.” diye tanıtan bir mütefekkir ve aydındır Cemil Meriç. Sunduklarıyla düşünmeye mecbur bırakır. Çünkü “İnsan mecbur kalmadıkça düşünmemiştir.” Başlıca işi düşünmek ve düşündürmektir. Düşünmeyen şuur kazanamaz çünkü, şuur sahibi olmayan ise geçmişini öğrenemez ve geleceğine yön veremez, her şeye “istenilen” pencereden bakmak zorundadır, sığ bir pencereden. Düşünmek savaşmaktır. Bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir medeniyet uğruna savaşmak.Mağaradakiler, Cemil Meriç, sf.27 Her Müslüman Genç onu okumalı, azmini ve fikir dünyasını bilmelidir. Özellikle günümüzde aydın geçinenlerin onun ummanında bir damla etmeyecekleri bilinmelidir. O, gerçek bir aydındır. Her görüşe açıktır; inceler, t...

Mus’ab bin Umeyr ve Seyyid Kutub

Resulullah’tan ve peygamberlerden sonra cennette en çok Mus’ab bin Umeyr ve Seyyid Kutub ile komşu olmak isterdim. Mus’ab, İslam’dan önce Mekke’nin en zengin ailelerindendi, o kadar ki bir giydiği gömleği bir kez daha giymezmiş. Mekke döneminde Müslüman olduktan sonra ailesi tarafından işkenceler görüyor, kendisine zulmediliyor ve Habeşistan’a hicret ediyor, orada tebliğ vazifesini eda ediyor. Daha sonra Mekke’ye dönüyor ve Resulullah onu Medine’ye, oradaki Müslümanlara İslam’ı öğretmeye yolluyor. Mus’ab, İslam’ın ilk muallimidir. Medine’ye hicret eden ilk sahabi Mus’ab’tır. O, Bedir ve Uhud savaşlarında sancağı taşımıştır. Uhud’da müslümanların çok sıkıştığı, çoğu büyük sahabinin bile dağa kaçtığı anlarda o, peygamberi korumaya çalışırken önce sağ kolunu kaybedip sancağı sol koluna almış, sonra sol kolunu kaybedip sancağı göğsüyle taşımaya çalışmış ve şehit olmuştur. Müslüman olmadan önce dönemin en zenginlerinden olan, bir giydiğini bir daha giymeyen Mus’ab’ın şehit olduktan sonra n...

Hz. İbrahim’in Kurbanı ve Îmân

Kurban: lügatte “yakınlaşmak” demek. Kime ve ne şekilde? Kurbanla ilgili ilk hadise Habil ile Kabil arasında vuku bulur. Allah, ikisine de birer kurban getirmelerini emreder. Habil, en güzel malını getirirken Kabil çürük olanını getirir. Sonuç olarak Habil’in kurbanı kabul edilip O “Allah’a yakınlaşırken” Kabil’inki kabul olunmaz. Onlara Âdem’in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):” Seni öldüreceğim” demişti. Diğeri ise şöyle demişti: “Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder”. Kur’an-ı Kerim, Maide 27 Kurbanının kabul olunmaması Kabil’i kıskançlığa sürükler ve Habil’i öldürür. Bir bakıma Habil’i kurban eder, nefsine, ihtiraslarına. Kurban nefsini köreltmeyi amaç edinirken O, kardeşi Habil’i öldürerek nefsini ateşler. Hülasa Allah’ın emrinin tam zıddını icra eder O. Bu yazıda mütalaa edeceğim kurban ise İbrahim’in (a.s.) kurbanı. O...